WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın

Steam: Geçmiş ve Gelecek Rakipler

Valve 2001 yılında Counter-Strike’a gelen güncellemeleri kolayca dünyanın dört bir yanındaki oyunculara dağıtmanın bir yolunu arıyordu. Bu amaçla başta Grid veya Gazelle isimleri düşünülen platform için Gabe Newell önce eski firması Microsoft’un sonrasında ise Yahoo’nun kapısını çaldı. İki firmadan da ret cevabı alan Gabe planı kendi şirketinde, Valve’da hayata geçirmeye karar verdi. Beta aşamasında Counter-Strike kullanıcılara sunuldu ancak bu oyuncuları platforma çekmek için tek başına yeterli değildi. Oyun yapımcıları ile görüşen Valve çeşitli oyunları platformuna katmayı başarsa dahi yeterli değildi. Beklenen sıçrama Half-Life 2 ile geldi. Half-Life 2’yi kutulu alan kullanıcılara bile Steam üyeliğini zorunlu tutan Valve Half-Life 2’nin büyük başarısı ile Steam’i hızla büyüttü. Gitgide daha büyük bir hale gelen Steam oyun dünyasında köklü değişikliklere yol açtı. Hatta oyun dünyasının bu hızlı büyümesini büyük oranda Steam’e borçlu olduğunu söylemek yanlış olmaz. Steam her evde bulunan ancak oyunlar anlamında konsollardan geri kalmış bilgisayarları yeniden yükseltti; büyük insan topluluklarını oyunlarla tanıştırdı, buluşturdu. Çünkü artık oyun almak için mağazalara gitmek, uzun incelemeler okuyarak hangi oyunu alacağınıza karar vermek zorunda değildiniz. Bilgisayarınızın başına oturup üç beş hareket ile istediğiniz oyuna ulaşabilir, kullanıcıların oyun hakkındaki yorumlarını okuyabilir, oyunu alıp keyfini çıkarabilirdiniz.

Tabi Steam bu kadarı ile sınırlı kalmadı, devamlı kendini geliştirdi. Önce oyun çeşitliliğini arttırdı ardından ise Steam’i gitgide bir sosyal medya platformuna dönüştürdü. Steam bugün geldiğimiz noktada oyun temelli bir sosyal platform. Kullanıcılar Steam Pazar’ı aracılığı ile alışveriş yapabiliyor, arkadaşları ile yazılı ve sesli sohbet edebiliyor, onlarla çevrimiçi oyun oynayabiliyor. Valve gerçekten takdire şayan geliştirmeler yaptı. Özellikle son bir yılda yapılan aşamalı arayüz güncellemeleri ile platformu o eski çehresinden kurtarmak konusunda da yavaş ama emin adımlar ile ilerliyor Valve.

Bağımsız oyun kavramı Steam öncesinde neredeyse yoktu. Bu açıdan Steam Greenlight oyun dünyasının en başarılı projelerinden biridir bence. Yaklaşık 2 sene önce kaldırılan Greenlight sisteminde bağımsız yapımcılar oyunlarını Valve’a yolluyorlardı, Valve’da onları Greenlight sisteminde yayınlıyordu. Sistemindeki oyunlar kullanıcılar tarafından oylanıyor, böylece sadece başarılı ve beğenilen oyunların Steam’de yayınlanmasına izin veriliyordu. 2 senece kaldırılan bu sistem yerine Steam Direct getirildi. Steam Direct’te ise yapımcılar 100 dolar ödeyerek oyunlarını Valve’a yolluyorlar, Valve’da oyunları güya denetliyordu. Tamam Valve’ın hakkını da yememek lazım. Başta oyunlar denetlenmekte ve anlamsız Hentai Puzzle veya mobil oyundan hallice oyunlara izin verilmemekte daha sonrasında SJW’ların anlamsız “Steam Sansür Uyguluyor” protestolarından sonra Valve denetimi tamamen bıraktı. Şu an 100 dolar karşılığında oyununuzu yayınlatıyor, satışlardan gelen para 1000 doları geçtiğinde ise paranızı geri alıyorsunuz. İşte sistemin buna evrilmesi belki de Steam’in sonunu getirecek olay. Çünkü geldiğimiz noktada Steam 30.000 oyuna sahip ancak bu oyunların oldukça büyük bir oranı internetten bulunmuş 15 hentai görseli ile bir haftada dahi hazırlanabilecek puzzle oyunları ve oyun demeye bin şahit isteyen dandik ürünler ile dolu. Adeta bir çöplüğe dönen Steam’e eğer kısa sürede bir müdahale gelmezse ufukta kötü günler görünüyor.

Tabi oyun yapımcıları da artık Steam’den o kadar da memnun değil. Çünkü Steam’in aldığı %30’luk dev komisyon özellikle büyük oyun şirketlerini rahatsız etmeye başladı. Çünkü Valve oyun yapımcılarının milyon dolarlar harcayarak yaptıkları oyunlar üzerinden hiçbir şey yapmadan her indirim döneminde çöken altyapıyı dahi geliştirmeden büyük paralar kazanıyordu. Bundan iyice rahatsız olan oyun yapımcıları kendi platformlarını geliştirmeye başladırlar. Tabi bu öyle hemen halledilebilecek bir şey değildi. Birincisi büyük bir riskti, oyuncuların sadece sizin oyunlarınız için yeni bir platforma geçiş yapmalarını istiyordunuz. Bunun başarılı olması için büyük ve başarılı bir oyunla gerçekleşmesi gerekir. Ayrıca deve altyapı sorunları ile karşılaşacaktınız. Yani maddi yük getirecekti. Bu sebeple finansal anlamda güçlü olmanız gerekirdi.

Buna ilk isyan eden oyun dünyasının kötü çocuğu EA oldu. Daha 2005 yılının sonunda duyurduğu EA Downloader ve 2006 yılında piyasaya sürülen EA Link ile kendi platformunun temelini atmıştı bile. Ancak platformun son halini alması 3 Haziran 2011 yılında bu platformların kapatılarak Origin’in piyasaya sürülmesi ile oldu. Oyun dünyasının en güçlü firması olarak finansal anlamda herhangi bir endişesi olmayan EA platformu Battlefield 2: Special Forces ek paketi ile çıkardı. Origin’in çıkışından sonra Steam’e oyun çıkarmayı bırakan EA oyunlarını sadece Origin üzerinden satışa sunmaya başladı. Diğer firmaları platformuna çekmek için hamleler yapan EA bu hamlelerinde çok başarılı olamadı. Daha sonrasında ise Origin Access’i duyuran firma oyunların bir servis hizmeti olarak kullanıcıya sunulması konusunda önemli bir adım attı, ancak bu başka bir dosyanın konusu.

Aslında oyun platformu açısından Steam’den çok daha eski olan başka bir platform vardı. Eski adıyla Battle.net yeni adıyla ise Blizzard Battle.net olan bu platform Steam’in 8 yıl öncesinde, Valve’ın kurulduğu sene duyurulmuştu. Battle.net piyasadaki muadillerinin aksine platformunu büyütmek veya diğer yapımcıları platformuna çekmek hevesinde değildi. Sadece Blizzard oyunlarının yayınlandığı platform şimdiye kadar sadece iki tane Blizzard’a ait olmayan oyuna ev sahipliği yaptı. Bunlar ise zaten Blizzard ile aynı çatı altında bulunan Activision’un oyunları olan Call of Duty: Black Ops 4 ile Destiny 2. Blizzard’ın tek başına takılma politikası ile uzun yıllar boyunca Steam’e rakip olmayan Battle.net daha uzun süre boyunca Steam ile karşı karşıya gelme hevesinde değil gibi gözüküyor.

Ubisoft oyun dünyasının en sevilmeyen firmalarında biri olsa dahi bana kalırsa oyun dünyasının temel taşlarından biri kesinlikle Ubisoft. Her sene 2-3 AAA oyun ile karşımıza çıkan Ubisoft beğenin beğenmeyin özellikle son yıllardaki oyun çıkışı sonrası politikaları ile firmalara örnek olması gereken cinsten ancak bunu da daha sonra başka bir yazımızda tartışırız. Her neyse 2009 yılında Assassin’s Creed 2 ile UPlay ağını tanıtan Ubisoft başta UPlay’i bir oyun satış platformunda ziyade sosyal medya platformu gibi tasarlamıştı. UPlay aracılığı ile diğer oyuncularla konuşabiliyor, başarımlar kazanabiliyordunuz. Origin’in çıkışından tam bir yıl bir ay sonra ise UPlay bizim bildiğimiz şekile getirilerek tanıtıldı ve kullanıcılara sunuldu. Ancak EA’in aksine Ubisoft oyunlarını hem UPlay hem de Steam üzerinden satışa sunuyor ancak UPLAY kullanımını da zorunlu tutuyordu. Yani iki platformu beraber kullanmaya izin veren bu sistem daha yumuşak bir geçiş için daha mantıklıydı. Bu politika oyuncuların alıştığı bir standart haline geldi gelmişti ki son gelişmeler her şeyi değiştirdi.

Tabi bu arada irili ufaklı pek çok oyun platformu girişimi oldu. Bunlardan kimileri başarılı oldu, kimileri ise unutuldu gitti. Mesela son birkaç hamlesinden önce oyuncuların en sevdiği firmalardan olan Bethesda kendi platformu olan Bethesda.net ile bu yarışa dahil olmaya çalıştı ancak platformun çıkış oyunu olan Fallout 76’nın başarısız olması platformun etkili bir başlangıç yapamamasına sebep oldu. Bununla birlikte eski oyunları günümüz platformlarında çalışır hale getiren başarılı CD Projekt Red ürünü GOG Galaxy, indie oyunlara odaklanan İtch.io, Microsoft’un 2006 yılında Steam’e rakip olarak çıkardığı Games for Windows Live’ın geliştirilmiş hali olan ve mobil oyun çöplüğü olmasının yanında büyük sunucu sıkıntıları sebebi ile oyun indirmenin işkence olduğu Windows Store gibi pek çok ayrı platform, pek çok ayrı istemci var.

Epic Games bundan 5 yıl önce oyun dünyasının emektar ancak kesinlikle hak ettiği değeri görememiş firmalarından biri olarak kabul edilirdi. Unreal Engine gibi oyun dünyasının en önemli motorlarından birini geliştirmekle kalmayıp Gears of War serisi gibi modern TPS oyunlarının temelini atan bir oyun serisini geliştirmiş olmasına rağmen asla hak ettiği değeri görememiş, çok fazla büyüyememiştir. Kendi oyunlarını kendilerine ait platformda yayınlamaya devam eden Epic Games bir yandan Fortnite adını verdikleri bir zombi-hayatta kalma oyununu geliştiriyorlardı. Oyun ilgi çekici bir grafik tarzına sahip olsa dahi beklediği tepkiyi alamamış, biraz kenarda kalmıştı. Ancak PUBG’nin açtığı Battle Royale yolunda ilerlemeye karar vermek muhtemelen Epic Games tarihini baştan yazacak bir hamle idi. Tarihler Eylül 2017’yi gösterirken Epic Games Fortnite’ın ana oyunu olan Fortnite: Save the World’e ek olarak ücretsiz bir ikinci mod olan Fortnite: Battle Royale’i yayınladı. Oyun büyük bir başarıya ulaştı. Epic’in başarılı reklam politikası ve oyuna olan desteği ile büyük bir oyuncu kitlesine ulaşan Fortnite Battle Royale modunun başarısı oyun dünyası açısından çok önemli. Oyunu devamlı yeni platformlara çıkaran hatta Playstation’un ilk Çapraz Platform desteği sunan oyunu olan Fortnite başarısı ile yapımcısı Epic Games’e ulaşılması zor bir finansal güç verdi. Tabi Epic Games bu gücü heba etme niyetinde değil. Bu amaçla sadece kendi oyunlarını yayınladığı Epic Games Launcher’ı Epic Games Store’a çevirdi. Ve Fortnite sayesinde kazandıkları parasal gücü burada kullanmaya karar verdiler ki bunu yaparak son yıllarda Steam’e karşı en dişli rakibi çıkarttılar. Ayrıca oyun yapımcılarının şikayetçi olduğu komisyon sıkıntısını da çözdüler. Epic Games Store’da Steam’in aksine oyunlardan %30 değil sadece %12 komisyon alınıyor, Unreal Engine kullanan oyunlardan alınan %5’lik komisyon da bu %12’ye dahil ediliyor. Böylece çok daha fazla para oyun yapımcılarının cebine gidiyor. Pek çok yapımcı oyunlarını Epic Games Store’da da yayınlamaya başladı hatta. Epic Games bununla kalmadı 2 haftada bir bedava oyun promosyonları ile oyuncuları da platformuna çekmeye çalışıyor ve bunda oldukça başarılı. Çünkü verdikleri oyunlar Subnautica, What Remains of Edith Finch gibi değerli yapımlar. Bununla da kalmıyorlar. Oyun yapımcıları ile özel anlaşmalar yaparak oyunların sadece kendi platformlarına çıkmasını sağlamaya çalışıyorlar. Mesele bir PS4 exclusive olan Journey sadece Epic Games Store’a özel olarak bilgisayarlara geliyor. Veya Ubisoft’un güvendiği markalarından biri olan Tom Clancy serisinin yeni oyunu The Division 2 Steam’i es geçerek sadece Epic Games Store ve UPlay’e çıkacak.

Bu tarz yeni platformlara karşı oyuncuların tepkisi genellikle olumsuz oluyor. Ancak ben kesinlikle olumlu bakıyorum bu tarz hamlelere. Çünkü bunlar Steam’in tekel olmasını engelliyor ve rekabeti kızıştırıyor. Tamam belki oyunlarımız eskisi kadar derli toplu duramayacak ancak bunun karşılığında kazancımız daha büyük olacak. Bedava oyunlar, daha iyi müşteri hizmetleri, daha iyi sunucular, daha uygun fiyatlar ve fazlası. Burada tercih oyuncularda; oyunların toplu durması uğruna tekelleşmeye göz yummak mı, daha iyi imkanlar için pek çok ayrı uygulama ile baş etmeye çalışmak mı? Yıllar boyunca pek çok ayrı rakip ile baş etmeye çalışan ve hepsinde kazanan taraf olan Steam Epic Games Store’u da yenebilecek mi?

Reklam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close