WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın

Kalandar’da Yola Koyulmak

Kalandar, miladi takvimde Ocak ayının 14’üne denk gelen ve Karadeniz bölgesinde Rumi takvime göre yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilen vakittir. Yeni yılın yeni umutları gibi Kalandar da ardından gelecek baharın umutlarını taşır. İşte Kalandar Soğuğu da çetin köy hayatı içerisinde aile geçindirme derdine düşmüş Mehmet’in çaresizliğini, arayışını ve umutlarını anlatan bir film.

Günümüzün pek popüler laflarından birdir evi arabayı satıp bir köye yerleşmek. Beyaz yakalı kesimin diline pelesenk olmuş bu söyleyiş aslında köy hayatını bilmemekten kaynaklanır. Hiçbir zaman köyde yaşamamış modern toplum insanı içinde bulunduğu sıkıntıların çözümünü kaçmakta bulur, bu kaçış ise saf ve temiz olduğuna inandığı şeye doğru olacaktır, köye. Kalandar Soğuğu ise köy hayatının nasıl bir şey olduğunu herkese gösterir cinsten bir film. Kar, tipi ve fırtınalar arasında dağlarda maden aramak, yanı başında evin içinde yanan odunlar varken uyumak, evin altındaki ahırı temizlemek. Ancak tüm bunların bir sebebi vardır elbette. İhtiyaçlar hiyerarşisinin en alt seviyesine hitap eder bu eylemler. Önce karın tokluğu. İşte Mehmet’in arayış hikâyesinin dayandığı nokta da burası. Evin geçimini sağlama yükünü sırtlanmıştır Mehmet ancak bunun için sıradan yollar tercih etmek pek ona göre değildir. O zoru deneyen, inandıkları peşinde koşan biridir. Onun için bu para kazanma uğraşı bir tercih yapmaktır. İnandıklarını yapmak için risk alarak denemek, bunun için insanların türlü sözlerine göğüs germek mi yoksa çok daha kestirme bir yolu tercih etmek mi? İşte Mehmet film boyunca bu sorunun cevabını arar. Tercihler yapar ve bu tercihlerin getirecekleri için yola koyulur.

Anlatımını diyaloglara değil, görüntüye dayandıran bir film Kalandar Soğuğu. Film boyunca ziyadesiyle az konuşma, çokça görsel element var. Yapılan eylemler izleyiciye aracısız olarak aktarılarak kısıtlayıcı olmaktan kurtulmaya çalışılmış. Zira filmlerdeki her diyalog, karakterlerin iç dünyalarının bir yansıması olarak onların durumları hakkındaki düşünceleri kısıtlar, izleyiciye hayal etmek için bırakılan alanları azaltır. Kalandar Soğuğu bunundan kaçınarak izleyiciye tamamlanacak büyük boşluklar bırakan bir film.

Görselliğe dayalı bir anlatım üslubunu tercih edecek iseniz bunu karşılayabilecek kalitede bir görselliğe sahip olmanız şart. Kalandar Soğuğu ise bu şartların fersah fersah ötesine geçen bir yapım. Her şey olanca gerçekliği ve büyüleyiciliğiyle karşınızda. Karadeniz’in o meşhur vadileri ve yemyeşil kırlarının yanında kara kışı ve dik yamaçları karşınızda bir belgeselden çıkmışçasına sizi etkilemek için elinden geleni yapıyor ve bunda başarılı da oluyor. Bu gerçekçi anlatımda kullanılan belirli teknikler ile de anlatımın gelişmesi sağlanıyor. Örneğin sıkça kullanılan pan tekniği ile mekanların etkisi artırılırken mekân-karakter ilişkisi de kuruluyor. Böylece bu hikâyenin bir Karadeniz hikâyesi olduğu vurgulanıyor. Ayrıca ışık kullanımında da örnek alınması gereken bir film Kalandar Soğuğu. Açık ve kapalı mekanlarda her zaman doğru ışıklandırma ile atmosfer güçlendiriliyor, duygular kuvvetlendiriliyor. Örneğin yanan ateşin karakterin yüzüne düşürdüğü ışık ile ateşin sıcaklığı adeta size hissettiriyor, ağaçların arasından yer yer sızan huzmeler ormanın ferahlığını yanı başınıza getiriyor.

Karakterler açısından oldukça özel bir film Kalandar Soğuğu. Yerellik iddiasını filmin her yerinde olduğu gibi burada da sürdüren film, gerçek hayatın içinden çıkmışa benzer karakterlere sahip. İnsanlar olanca saflıkları, zaman zaman çaresizlikleri ve devamlı diri tuttukları umutları ile gerçeğe yabancı değil bilakis onun tam kalbinden. Tabi ki bunda Türkiye’deki onlarca olumsuz örneğinin aksine oyuncuların başarılı şiveleri de etkili. Kesinlikle yapay durmayan bu şive anlayışı oyuncuların tek etkileyici yönü değil elbette. Oyunculuklar abartılı olmaktan uzak, sade ve yalın. Duyguların aktarımında yapaylık yok ve izleyiciye de bu doğallık başarılı şekilde aktarılıyor. Zaten pek de geniş bir oyuncu kadrosu yok ancak var olan ekip de gerçekten başarılı bir iş çıkarmış.

Gerçekçi bir filmde görselliğin yanına yazılması gereken ve en az onun kadar önemli olan bir diğer mevzu da sesler. Filmin iddialı olduğu bir başka alan da burası. Zaten jeneriğe baktığınızda ses kadrosunun ne kadar geniş olduğunu görebilirsiniz. Ancak bu geniş kadronun hakkı sonuna kadar verilmiş. Yanan odunları çatırtısı da ezilen otların hışırtısı da adeta yanı başınızda gibi hissettiriyor. Özenle yapılmış ses mühendisliği alınan sonuç ile birlikte sektörde sıkça ihmal edilen bu alanın değerini ispatlar nitelikte.

Nihayetinde bir Karadeniz hikâyesi olan Kalandar Soğuğu, içinde bulunduğu toplumu tüm çaresizliği ve umutları ile aktarırken bunu doğallığından ödün vermeden, işleri dramatize ederek gerçekliğinden koparmadan yapıyor. Modern toplumdaki bıkmışlığa da hafif bir selam yollayan Kalandar Soğuğu, büyüleyici görselliği ve harika ses işçiliği ile kaçıranların muhakkak izlemesi gereken büyük bir yapım.

Reklam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close