WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın

Çatışmalar Tiyatrosu

    Hikâye anlatıcılığının en kilit noktası çatışmadır. Var olan her hikâyenin merkezinde bulunan çatışmanın etrafında şekillenir olaylar. Iñárritu bu bol ödüllü eserini hikâye anlatımı noktasında başarılı bir iş çıkararak farklı odak ve çatışmalar ile örmesine rağmen görselliği de hikâyeye kurban etmemiş, aksine bir bütün olarak var etmiş.

    Riggan Thompson (Michael Keaton) Hollywood’un eski yıldızı, meşhur Birdman’dir. Ancak meşhurluğu 80’lerin ötesine geçmek noktasında çok başarılı olamayan ve süper kahraman hikayelerinin muazzam prim yaptığı şu günlerde bile eski şanından eser kalmayan Riggan kendine farklı bir yol açmanın peşindedir. Bu amaçla Raymond Craver’in bir hikayesini tiyatroya uyarlamıştır. İşte çatışmaların en büyüğü buradadır. Ya kendini sanat çevrelerine ispat etmeye çalışacak ya da milyarlık gişelere geri dönmek için Hollywood yollarını tutacaktır.

    İşte burası onun için en zorlu noktadır. Peşini bırakmayan ve kafasının içinde dolanan Birdman yansıması onu kararların en zorunu vermeye zorlamaktadır. Eşinden ayrılmış, çocuğuna babalık yapmakta başarısız, canlandırdığı karakterin ardında kaybolmuş birine o karaktere geri dönmesi söylemektedir. Bunun ona getireceği para, ün ve diğer kazançlar cabası. Bu noktada var olmamış bir adamın var olma çabasıdır Riggan’ınki. Günümüz sisteminin en güzel örneklerinden biridir aslında Riggan. Olmayan bir aile yaşantısı ve iş ile tanımlanan bir kariyer. Hayatı para kazanmakla ve bunları anlamsızca kaybetmekler geçmiştir. Daha da önemlisi ise patronlarına para kazandırmaktır elbette. Daha çok gişe yapmak ve Birdman’e ün kazandırırken ise arada kaynayıp gitmiştir.

    Ancak burada özel ve değerli bir seçim daha vardır. Aslında Riggan hangi dişlinin onu ezeceğini seçmektedir. Ya Broadway’in o şaşalı hayatı içinde eleştirmenlere şirin gözükmeye çalışacak ya da Hollywood’da gişe baskısı altında ezilecektir. Hayatın naifliği işte, değil mi? Sanat gibi şeyler Riggan için beyhudedir. Onun amacı var olmaktır, var olmak ve dişlilerin arasında ezilmek. Çünkü sinema ve tiyatronun bu kadar meta haline geldiği bir ortamda sanattan bahsetmekte ya saflıktır ya da gösteriş. Sanatın kendini tatmin etmek olduğuna inanan bir insanım. Ancak sanatınız gişeye gişeniz de bir eleştirmenin 500 sayfalık etiketlemelerine bağlı iken bağımsız bir sanattan bahsedilebilir mi? İşte Mike Shiner (Edward Norton)’da burada günümüzün kaypak sanatçısını temsil eder. Güya sahneler dışında her yerde rol yapan Mike beyin gerçekten kendi olabildiği tek yer sahnelerdir. Her işi şov olan bu günümüz sanatçısı fiyat konusunda ise hiç mütevazı olmamakta bir de arsızca oyunu sahiplenerek Riggan’ı sindirmeye çalışmaktadır.

    Bir başka mevzu da Riggan’ın kızı Sam. Günümüzün uçarı gençlerinden olan Sam babasının asistanlığı gibi fazlasıyla sıkıcı bir iş yaparken tedaviler sonucu bıraktığı uyuşturucudan gelen adrenalin bağımlılığının yerine ise çatının kenarında oturmayı koyan biridir. Riggan’ın geçmişte yapamadığı babalığın günahını çıkarmak maksadıyla asistanı yaptığı genç kızı Riggan’ın ayak uyduramadığı gençliği temsil etmektedir. Geçmişte kalan ününde kendi hatası da olan Riggan kendini yenileyememiş, bundan 30 yıl önce kendisiyle aynı durumda olanların aksine sosyal medyanın geçici bir ün aracı olduğunu düşünmüştür. Ona göre sosyal medya “viral” olmaya çalışanların mekanıdır. Farkında olmadığı şey ise kendisinin de tüm bu tiyatro mevzusunu sanat aşkından değil eski şöhretine geri kavuşma sevdasından olduğudur.

    Filmin güzel hikâye ve alt metninin dışında çok etkileyici bir çekim tarzı var. Zaten onun bu denli büyük bir üne kavuşmasında bu çekim tekniğinin payı hikayesinden daha büyük. Birdman baştan aşağı tek bir “cut” yani kamera kesilmesi içermeden, tek planda çekilmiştir. Ben kamera kesintilerinin izleyicinin filmde durmasına sebep olduğunu ve çok sık olduğunda baş döndürücü bir etkiye sahip olduğunu düşünüyorum. Iñárritu’nun bu uygulaması hikâyenin akışını sağlamakta başarılı bir tercih olmakla beraber hikâye ile görselliğin bütünleşmesi noktasında başarılı bir iş ortaya koymakla beraber elbette dezavantajları var. Örneğin bu uygulamada mekanlar arası hızlı geçişler sağlanamayacağı içi olaylar çok dar bir alana hapsolmuş bu da bir süre sonra filmin tekrara düştüğü hissini yaratıyor. Yahut zaman çizelgesinin darlığı. Mekân gibi zamanda da atlamalar yapılamayacağı için tüm bu olaylar gün gibi kısa bir zamana hapsolmuş durumda. Bu da oldukça ilginç bir atmosfer yaratıyor ve izleyicinin afallamasına sebep oluyor. İnsan “Bu kadar olay nasıl 2 günde gerçekleşti?” dedirttiren bir zaman çizelgesi var. Keza olayların sınırları net olmadığı için bazen işler karışabiliyor kafalarda. Ancak tüm bu sorunların yanında izleyiciye keyifli bir akış da sunuyor, hakkını yememek gerek.

    Sonuç olarak Birdman izlemesi keyifli, hikayesi insanı içine çeken bir film. Oldu da şimdiye kadar izlemediyseniz en kısa sürede izleyin ve bu kesintisiz illüzyonun içine çekilmeye hazır olun.

PUAN: 88

Reklam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close