Ad Astra – Ziyadesiyle Klişe

Brad Pitt’in 2019 yılında Once Upon a Time in Hollywood’dan sonra 2.filmi olan Ad Astra aynı zamanda yönetmen James Gray’in de en büyük işi. Daha önce birkaç ufak suç ve dram filmi dışında işi olmayan yönetmen Ad Astra ile hayli iddialı bir işin altına girmiş. Ancak bu iş biraz boyundan büyük olmuş olabilir. Astronot Binbaşı Roy McBride’ın (Brad Pitt) daha önce bir uzay araştırması esnasında kaybolan babası ile iletişim kurması için görevlendirilmesini anlatan filmin türü ise bilim kurgu, macera olarak geçiyor.

Bilim kurgu olduğunu iddia eden filmlerden bu alanda derinlikli olmasını tabiri caizse izlerken yormasını beklerim. Ancak Ad Astra en temelde bunu yapmayarak türdeş filmler arasında bir adım geriye düşüyor. Bilim kurgu ve uzay Ad Astra’da sadece yalnızlığı temsil edecek bir ortam olarak alınmış. Senaryonun da içine serpiştirilmiş bilim kurgu sosuyla birlikte bu alanda ilerlemeye çalışan filmin geride kalması oldukça normal. İnsan dışı varlıklar üzerine birkaç kelam eden film bunların üzerine yoğunlaşıp güzel iş çıkarabilecekken bunu yapmayan film sadece arada geçen “Uzaylıların olduğuna inanıyorum.” replikleri ile konuyu hızlıca geçiştiriyor. Ayrıca senaryo noktasındaki tek kusur da bu değil. Verilmeye çalışan yalnızlık, gerçekleşen olaylar o kadar klişe ki bir sonraki hamleyi görmenize gerek yok, tahmin etmek oldukça kolay. Vahşi Kapitalist bir şirket, ne olursa olsun kendine inanan bir astronot ve arada kalan karasız bir başka astronot. Bu senaryo bilim kurgu filmleri ile içli dışlı olan herkes için fazlasıyla tahmin edilebilir ve klişe. Filmin havada kalan sonu ve ani bitişi de garip hissettirebiliyor. Filmi izlerken tam bitti dediğiniz noktalarda bitmiyor, ancak öylece bir yerde bitip geçiveriyor. Bu da vurucu bir son için harcanmış fırsatlar demek.

Tüm bu kurgu ve senaryo eksikliklerine rağmen film oyunculuklar açısından oldukça başarılı. Brad Pitt harika, H. Clifford McBride’yi oynayan Tommy Lee Jones ise rolüne çok iyi oturmuş, yalnız kurt havasını çok iyi veriyor. Zaten olay değil karakter üzerine yoğunlaşılan filmde diğer yan rol oyuncuları da hayli başarılı. Filmin bir başka önemli noktası ise çekimler ve teknik detaylar. Ciddi anlamda keyif veren, filmi iliklerinize kadar hissetmenizi sağlayan çekimlerin yanında başarılı ses efektleri ve teknik detaylar filmin diğer açıklarını biraz olsun örtebiliyor. İzlerken filmin senaryo ve kurgusundaki hatalarını düşünmenizi engelleyen başarılı çekimler izlerken yarattığı etki ile gözünüzü boyamakta başarılı.

Nihayetinde karşımızda teknik olarak başarılı ancak senaryo açısından sınıfta kalan bir film var. Bilim kurgu filmleri ile aranız yoksa etkilemesi muhtemelen ancak türü sevenler için vasatın ötesine geçemeyecek bir film. İzlenilebilir ancak izlenilir mi tartışılır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close