WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın

Vizontele’de Dönem Anlatısı

Vizontele, Van’ın Gevaş ilçesinde 1974 yılında geçer. Belediye Reisi Nazmi (Altan Erkekli), eşi Siti Ana (Demet Akbağ), oğulları Rıfat (Mesut Çakarlı), Nazif (Tolga Çevik), Ahmet (Tuncer Salman), Ahmet’in eşi Gülizar (Şebnem Dönmez) ve çocukları birlikte yaşamaktadırlar. Eski öğretmen olan Belediye Reis’inin öğrencisi olan Emin (Yılmaz Erdoğan) ilçenin her türlü teknik-tamir işine koşan halk tarafından sevilir. Halkın bir kısmı ona deli derken bir kısmı ise ona babasından ötürü şeyh demektedir. Halkın en önemli eğlence kaynağı Latif’e (Cezmi Baskın) ait olan sinemadır.

Film dönemi anlatma konusunda başarılı. Hem ana hikâye içindeki noktalar hem ufak yan hikayeler dönemin yapısını ve insanlarını gayet güzel anlatıyor. Bunun en önemli sebeplerinden biri Yılmaz Erdoğan’ın senaryoyu oluştururken kendi çocukluk anılarından faydalanmış ve onları da hikâyenin içine katmış olmasıdır.

Örneğin Kıbrıs Harekatı’nın dönemin insanları üzerinde oluşturduğu etki, askere alınan genç delikanlılar. Onların evlerinden kilometrelerce uzakta şehit düşmesi ve ailesinin belki de naaşlarını bile göremeyecek olması. Sevdiğinden ayrı düşen genç kızlar, evladından ana babalar, gelecek vaat eden gencecik delikanlıların şehit oluşu. Rıfat o dönemde askere alınan onlarca genç delikanlıdan biridir. Ve Kıbrıs Harekatı’nın ayak sesleri duyulmaktadır ancak ilçe şehir merkezine uzak olduğundan haberler ilçeye geç ulaşmaktadır ve ilçe halkı olayların çokta farkında değildir. Rıfat Kıbrıs Harekatı’nda şehit olmuştur ve annesi bunun en önemli sebebi olarak Vizontele’yi görmüştür. Bunun en temel sebebi zaten ilçeye yeni gelen aletin yanında böylesine kötü bir haber getirmesidir.

Ya da o dönem ve bölgede pek çok ailenin dağılmasına sebep olmuş kuma sorunu. Şeyhmuz (Erdal Tosun), sinemanın yanında kavun karpuz satan bir satıcıdır ve eve kuma getirmek istemektedir. Bu noktada sorunun kendisinde olduğunu düşünen karısı onu engellemek için çeşitli yollara başvurmuştur.

Fikri (Cem Yılmaz) karakteri dönemin insanının içindeki köyden çıkma ve şehre gitme isteğinin, şehre gitmeyi başarmış kişilere gıptayla bakılmasının en büyük örneğidir. Büyük oranda kurgu olan şehir hikayeleri ile insanları etkilemeyi başarmış hatta ilçenin inşaat halelerini dahi alır hale gelmiştir. Fikri sadece şehre gitmiş olmasıyla değil aynı zamanda o dönemde yaşanan ihale işlerini ve devletin bu noktadaki eksikliğini de gözler önüne sermektedir. Kendisi ihaleleri aldıktan sonra parayı alıp hiçbir iş yapmamasına rağmen gelecek ihaleleri almayı yine başarıp devleti dolandırmaktadır.

O yılların büyük bir sorunu olan sahte şeyhler ve mehdiler bu filmde de karşımıza çıkmaktadır. Çoğu insan Emin’in babasının şeyh olduğunu iddia etmektedir ancak işin iç yüzü hiçte böyle değildir. Emin’in babası aslında o dönemde sıkça görülmekte olan bir “Sahte Şeyhtir”. İnsanlar vaktiyle ona bağlanmışlar bu sebeple Emin’i onun varisi olarak kabul etmektedirler. Emin insanlara babasının dini duyguları sömürerek kendi çıkarları için kullanmış olduğunu açıklayamamaktadır.

Teknolojik gelişmeler insanlar için önemlidir çünkü ulaşılmazdır o dönemde. Bunu en basitinden fotoğraf olayında görürüz. Asiye’nin annesinin sadece bir fotoğrafı vardır ve bu kırıldığında bu durumu oldukça içerlemiştir çünkü tekrardan fotoğraf çekilmek çok zor ve ulaşılmaz bir şeydir. Bu konuda başka bir örneği Vizontele’nin çeşitli çalıştırılma denemelerinde halkın tepkisinde görürüz. Halk özellikle ilk denemelerde büyük heyecanla toplanmıştır, çünkü köye dönemin en büyük teknolojik aletlerinden biri gelmiştir.

Bunun yanında insanlardaki devlete olan bakış açısı dönem ve konum ile tam olarak uyuşmaktadır. Devlet ilçeye uzak oldukça yüksek bir merciidir halka göre bu sebeple Ankara’dan gelen ekip büyük bir kalabalık tarafından karşılanmış hatta kurban kesilmek istenmiştir. Çünkü devlet onlara göre saygı duyulacak büyük bir şeydir ve bu ücra ilçeye gelmesi büyük bir lütuftur yöre halkı için.

Filmin din ile ilişkisi ise çok doğru değildir. Kekeme imam tiplemesi ile din hafife alınmış ve imam karakteri kolayca manipüle edilebilen, sorgulanmayan bir karakter olarak yansıtılmıştır. Örneğin Latif tamamen ekonomik çıkarlarını gözeterek Vizontele’nin dinen uygun olmadığını söylediğinde imam bunu sorgulamadan kabul etmiş ve bu fikri toluma yaymaya başlamıştır. Hatta Siti Ana en temelde bu fikrin etkisinde kalmış ve oğlunun şehit oluşunu Vizontele’ye bağlamıştır. Bu sebeple filmin sonunda Vizontele’yi gömmüştür. Çünkü o suçludur ve gözlerden uzaklaştırılması gereken bir uğursuzluk kaynağıdır.

Sonuç olarak Vizontele pek çok konuda dönem ve konum ile uyan toplumu doğru yansıtma konusunda başarılıdır. Bunun en temel sebepleri filmin senaryosu yazılırken Yılmaz Erdoğan’ın çocukluk dönemlerindeki hatıralarından faydalanmış olmasıdır. Sonuçta Yılmaz Erdoğan 1967 Hakkâri doğumlu biri olarak çevreyi iyi bilmektedir.

Reklam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close